Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve Bilişsel Davranışçı Terapi

Yaygın anksiyete bozukluğu ve bilişsel davranışcı terapi, Şişli Terapi Enstitüsü, Beşiktaş Terapi, Nişantaşı Terapi, Sarıyer Terapi

Anksiyete, evrensel ve insanlığın başlangıcından beri var olan bir duygudur. Belki de bu nedenle eski Yunan’da mani, melankoli, histeri ve paranoya için günümüzde kullanılan kelimeler var olduğu halde, o dönemlere ait anksiyeteyi ifade eden bir kelimeye rastlanmamaktadır.

Ancak anksiyete için psikolog ve terapistler yaşantısının değişmez ve ortak belirtileri bulunduğunu söylemektedirler. Göğüste sıkışma hissi, çarpıntı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin de olduğu değişik sempatik belirtilerin eşlik ettiği gerginlik hali kötü bir şey olacağı ile ilgili huzursuzluk yaratan zihinsel uğraş, korku, o anda gerçek bir tehlike olduğuna dair inanç ve kişinin bu sıkıntıyla baş edemeyeceği düşüncesi… Genel olarak anksiyete, tek bir dışsal uyaranla sınırlı olmayan, fobilerdeki gibi sürekli ve yaygın kaçınma davranışları ile birlikte görülmeyen bunaltı, sıkıntı ve endişe duygusudur. Bu duygu hafif bir tedirginlik duygusundan panik derecesine varan yoğunluk yaşanabilir.

Anksiyete bozukluklarında danışanın gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda bunaltı, sıkıntı yaşadıkları görülmektedir. Kişiler anksiyeteyi, sanki kötü bir haber alacakmış, kötü bir olay olacakmış gibi nedensiz bir sıkıntı, endişe duygusu olarak tanımlarlar. Ancak, bilişsel bakış açısını savunan kuramcılara göre, gerçek tehlike olmaması gözlemcilerin yorumudur, danışanların algıları bundan farklıdır. psikolog ve terapistler bu tür danışanlarla görüştüğünde, anksiyete yaşadıkları durumlar için hastaların tehlike algıladıklarına işaret eden düşünce ve imajlara sahip olduklarına dikkat çekmişlerdir. Ortamı ve kendilerini yanlış değerlendirmeleri sonucunda anksiyete yaşadıkları düşünülmektedir. Bu düşünce ile hareket eden Bilişsel-Davranışçı psikolog ve terapistler, anksiyete bozukluklarında, danışan tehlike algılarını tanımlamalarında, değerlendirmelerinde ve bu değerlendirmelerin değiştirmelerinde yardımcı olmayı amaçlarlar. Ayrıca tehlike algılarını sürdürmelerine yol açan davranışların da değiştirilmesi ve durdurulmasını hedefler.  

Anksiyete Bozukluklarında Ayırıcı Tanı ve Önemi

Bilişsel-Davranışçı terapilerin en önemli özelliği, değerlendirmenin terapi öncesi yapılması ve terapi süresi boyunca devam etmesidir. Bu nedenle danışanın ihtiyaçlarına bağlı olarak terapi teknikleri süreç boyunca belirlenen ihtiyaçlara göre farklılaşabilir.  Örneğin; danışanda panik nöbetleri kontrol altına alındıktan sonra depresif şema içerikleri belirginleşebilir. Bu durumda tedavi sürecinde bu içeriğe uygun yöntemlerle geçilebilir.  Bu özelliği nedeniyle Bilişsel-Davranışçı terapiler, psikolog ve terapistlere hareket esnekliği kazandırmaktadır.  Ancak yine de terapiye başlama aşamasında öncelikli ihtiyacın anlaşılması ve ona göre tekniklerin şekillendirilmesi önemlidir.Bu nedenle anksiyete bozukluklarında ayırıcı tanı yapılması ve öncelikli olarak o tanıya uygun tekniklerin kullanılması gerekmektedir.  

Terapi Süreci ve Değerlendirme

Bilişsel-Davranışçı terapilerde değerlendirme görüşmeleri hastanın probleminin anlaşılması ve uygun terapi tekniklerinin planlanması açısından önemlidir.  Panik nöbetleri ve yaygın anksiyetenin tedavilerinde farklılaşan noktalar bulunduğundan bazen danışanlara her iki tip anksiyete için önerilen terapi yöntemleri uygulanabilir.  Ancak hangi yöntemin uygulanacağına kara vermek için detaylı değerlendirme görüşmesi yapmak gerekir. Bilişsel-Davranışçı tedavi, kişilere tehlike ile ilgili olumsuz düşünce ve buna bağlı davranışların nasıl tanınacağını değerlendirileceğini, kontrol edebileceğini ve değiştirilebileceğini öğreterek anksiyeteyi azaltmayı amaçlar. Bunun için kullanılabilecek çok sayıda teknik vardır. Terapist danışanın ihtiyaçlarına uygun teknikleri seçerek terapi planı oluşturur. Genellikle danışanların haftada 1 kez 45 dk’lık görüşmeleri olur. Ancak danışana ve şartlara bağlı olarak terapi süreci uzayıp kısalabilir. Hangi teknik uygulanırsa uygulansın  Bilişsel-Davranışçı terapilerde amaç , kişilere kendi olumsuz bakış açılarından farklı alternatif bakış açılarının da olabileceğini göstermektedir.  

*Bu İnternet Sitesi ve örn., okuduğunuz, dinlediğiniz veya gördüğünüz her türlü içeriği yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şişli Terapi Enstitüsü, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgilerin doğru ve güncel olması konusunda büyük bir özen göstermektedir. Ancak; İnternet Sitesi veya içeriği ile ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Yani hususi olarak; İnternet Sitesi ve sunulan bilgilerin veya bağlantı verdiği içeriklerin kesinliği, eksiksizliği, yasalara uygunluğu, güncelliği, kullanılabilirliği veya doğruluğu ile ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmemektedir.

*Şişli Terapi Enstitüsü, İnternet Sitesinde yer alan eskimiş bilgileri kaldırmakla veya güncellemekle veya düzeltmekle yükümlü değildir. Şişli Terapi Enstitüsü ayrıca, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgileri dilediği vakit, önceden bildirmeksizin, düzeltme, genişletme veya herhangi diğer bir şekilde yeniden düzenleme hakkını saklı tutmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Ara

Sosyal Medyalarımız

Şişli Terapi Enstitüsü

Şişli Terapi Enstitüsü olarak insan yavrusunun sahip olduğu büyük potansiyele ve bu potansiyelin önündeki engellerin farkında olarak bireylere psikolojik destek sunmayı amaçlamaktayız.