Hedonik Uyum Nedir? 

Hedonik Uyum, Şişli Terapi Enstitüsü, Nişantaşı Terapi, Beşiktaş Terapi, Sarıyer Terapi

Brickman ve Campell (1971, 1978) tarafından ortaya atılan hedonik uyum modeli, insanların başlangıçta yeni olaylara ya da koşullara güçlü tepki göstereceklerini ancak zamanla duruma alışacaklarını ve eski düzeye geri döneceklerini ön görmektedir.

Yaşam olaylarının meydana geldiği anda bireyin uyumu, bu yaşam olaylarının kişinin şimdiki durumunu iyileştirici ya da kötüleştirici olmasına bağlıdır. Zamanla olayların ilk andaki güçleri de kaybolur. Kişi, hep iyi koşullarla karşılaşmış ve onlara uyum sağlamışsa, karşılaşacağı iyi olaylar artık onun mutluluğunu pek arttırmamaktadır. Benzeri bir uyum süreci, kötü koşullar ve olaylar için de söz konusudur. Bu kavrama göre sürekli olarak cezaevine girip yargılanmış birisi için şu anda yeniden bir suç nedeniyle cezaevinde bulunması daha fazla üzüntü vermeyecektir. Böylece uyum kuramlarında, durumların değişmesiyle mutluluk ya da üzüntü olarak karşılaşılan sonucun geçici olduğu ve zamanla bireyin yeniden eski düzeyine döndüğü kabul edilmektedir. Çalışmalar, piyangoda büyük ikramiye kazananların daha mutlu kişiler olmadığını veya ağır kaza geçirmiş kimselerin kaza geçirmemiş olanlardan daha az mutlu olmadıklarını ortaya koymuşlardır. Olaylar iyi de olsa, kötü de olsa insanlar bir biçimde bunlara uyum sağlamaktadırlar.  

Hedonik Uyumun İşlevi Nedir? 

Bu sürecin birey için koruyuculuk ve algı genişletilmesi gibi iki işlevinin olduğu ileri sürülmektedir. Hedonik uyum ile birey, dikkatini yaşamış olduğu trajediden başka bir yöne çevirmekte ve böylece ona acı veren düşüncelerin sıklığı azalmış olmaktadır. Bu açıdan ele alındığında hedonik uyum gereklidir. Bu uyum, bir termostat gibi bir felaket anında bizi mutsuzluğumuzdan kurtarıcı bir işleve sahip görünmektedir.

Uyum Sınırı 

Pek çoğumuz, aşırı olumsuz deneyimlerden geçmelerine karşın, bazılarının çok iyi uyum sağladığına tanık olmuşuzdur. Engelli olmasına karşın parkta neşe ile oynayan çocuklar ya da yine engellerine karşın mutluluklarından hiçbir şey kaybetmeyen yetişkinler bulunmaktadır. Bu gözlemler, her birimizin belirli bir kişisel olumlu ve olumsuz duygu alanının olduğunu ve üzücü ya da sevindirici yaşam olayları ile bu alandan uzaklaşsak bile zamanla geri döndüğümüzü göstermektedir. Terapistler hedonik uyum süreci yoluyla insanların pek çok olayla baş edebildiklerini ancak uyum sağlamanın da bir sınırının olduğuna işaret etmektedir. Terapistlere göre, eşini ya da çocuğunu trafik kazasında kaybeden, alzheimer hastalığı olan bir yakını ile yaşayan insanlar bile mutlu olabilmekte ancak hiçbir zaman eski mutluluk alanına geri dönememektedirler. Bu düşünce hedonik uyum modelinde her bireyin belli bir düzeyde mutluluk ya da üzüntü temel çizgisinin olduğu sonucunu göstermektedir.

*Bu İnternet Sitesi ve örn., okuduğunuz, dinlediğiniz veya gördüğünüz her türlü içeriği yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şişli Terapi Enstitüsü, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgilerin doğru ve güncel olması konusunda büyük bir özen göstermektedir. Ancak; İnternet Sitesi veya içeriği ile ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Yani hususi olarak; İnternet Sitesi ve sunulan bilgilerin veya bağlantı verdiği içeriklerin kesinliği, eksiksizliği, yasalara uygunluğu, güncelliği, kullanılabilirliği veya doğruluğu ile ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmemektedir.

*Şişli Terapi Enstitüsü, İnternet Sitesinde yer alan eskimiş bilgileri kaldırmakla veya güncellemekle veya düzeltmekle yükümlü değildir. Şişli Terapi Enstitüsü ayrıca, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgileri dilediği vakit, önceden bildirmeksizin, düzeltme, genişletme veya herhangi diğer bir şekilde yeniden düzenleme hakkını saklı tutmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Ara

Sosyal Medyalarımız

Şişli Terapi Enstitüsü

Şişli Terapi Enstitüsü olarak insan yavrusunun sahip olduğu büyük potansiyele ve bu potansiyelin önündeki engellerin farkında olarak bireylere psikolojik destek sunmayı amaçlamaktayız.