Aile İçi Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri

Aile İçi Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri, Şişli Terapi Enstitüsü, Nişantaşı, Beşiktaş, Sarıyer,

Duygusal istismardan başlayarak ölümle sonuçlanan fiziksel şiddet vakalarına kadar çeşitlilik gösteren bir kavram olarak karşımıza aile içi şiddet çıkar. Aile içi şiddette şiddet gösteren ya da mağdur olan kişi aile bireylerinden herhangi biri ya da birkaçı olabilmektedir. Aile içi şiddet kişinin hali hazırda ya da geçmiş eşlerine karşı sergilenen saldırgan ve zorlayıcı davranışlarını tanımlamaktadır. Bu durum, cinsel, psikolojik ve hatta ekonomik olmak üzere farklı şekillerde gözlenebilmektedir.

Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamında kurduğu temellerle davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Bu nedenle anne babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar çocuğun gelişiminde etkilidir (Ovacık, 2008). Aile, yakın ilişkilerin, bütün doyumların, gelişimsel olanakların kaynağı olduğu gibi, kimi zamanda en büyük duygusal rahatsızlıkların, gerilim ve çatışmaların kaynağı da olabilir. Aile bireylerinden anneye, babaya ya da çocuğa uygulanan şiddetin tüm bireylere yönelik olumsuz etkileri olmasına karşın en çok zarar görenlerin korunmasız olan çocuklar olduğu bildirilmektedir (Skinner ve ark. 2006).

Çocuk ve Aile Arasındaki Etkileşim

Aile, yakın ilişkilerin, bütün doyumların, gelişimsel olanakların kaynağı olduğu gibi, kimi zamanda en büyük duygusal rahatsızlıkların, gerilim ve çatışmaların kaynağı da olabilmektedir. Aile bireylerinden anneye, babaya ya da çocuğa uygulanan şiddetin tüm bireylere yönelik olumsuz etkileri olmasına karşın en çok zarar görenlerin korunmasız olan çocuklar olduğu bildirilmektedir. Şiddet gören ya da yaşayan çiftler, bunu çocuklarına hissettirmediklerini, onları koruduklarını söyleseler de şiddetin yaşandığı ailelerde, çocuklarda dahil her birey yaşanan şiddetten olumsuz etkilenmektedir.

İnsanın doğduğu andan itibaren büyümesinde, gelişmesinde ve sosyalleşmesinde kısaca bireyin toplumun bir parçası olmasında ailenin rolü kaçınılmazdır.
Bir çocuğun gelişiminde ilk sosyalleştiği yer ailesi; ilk iletişim kurduğu kişiler de aile bireyleridir. Çocuğun doğduğu andan itibaren kişiliğinin ve ruhsal yapısının temellerini ailesiyle kurduğu etkileşimden çıkardığı sonuçlar oluşturmaktadır. Çocuk, anne babaya yalnızca bakım ve beslenme açısından değil, aynı zamanda ilgi ve sevgi bakımından da muhtaçtır. Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamında kurduğu temellerle davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Bu nedenle anne babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar çocuğun gelişiminde oldukça büyük bir öneme sahiptir.

Şiddet yaşanan evlerde çocuklar çoğu kez şiddetin en yakın tanıkları, zaman zaman da doğrudan yaşayanı olmaktadır. Şiddet gören çocuklar genelde fiziksel, duygusal ve sözel şiddetle karşılaşabilmektedir.

Şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuklarda aşağıda belirtilerden bir veya daha fazlası görülebilir:

  • Uyumakta zorluk, kâbus görme
  • İletişim sorunları yaşama,
  • Sık ve uzun süreli ağlamalar,
  • Alt ıslatma,
  • Dil gelişiminde gerileme,
  • Yeme problemleri,
  • Konsantrasyonda zorluk,
  • Özgüven azalması,
  • Arkadaşlık ilişkilerinde sorunlar,
  • İntihar eğilimleri,
  • İçe kapanma,
  • Endişe hali, sık irkilme ve korku,
  • Öfke nöbetleri, agresif davranışlar
  • Madde bağımlılığı
  • Karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi psikosomatik belirtiler,
  • Okul yaşamında başarısızlıklarla kendini göstermektedir.

Fiziksel Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri

Fiziksel şiddet; kaba kuvvetin, kurbanın sindirilmesinde ya da korkutulmasında yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır. “Tokatlama, çimdikleme, ısırma, itme, tekmeleme, boğazına sarılma, eline geçirdiği cisimle saldırma, kemik kırma, evden kovma, terk ve ölüm fiziksel şiddet olarak değerlendirilmektedir”. Fiziksel şiddete uğrayan çocuklarda sosyal uyum problemleri görülür. Genelde içine kapanık, sessiz, uysal, başkalarıyla birlikteyken uyumlu, çekingen, bazen utangaç ve korkmuş bir izlenim bırakırlar.

Duygusal Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri

Duygusal şiddet çocukların, ebeveyn tarafından olumsuz tutumlara maruz kalmaları ve gereksinim duyulan sevgi ve ilginin karşılanamamasıdır.

  • Aşağılayıcı sözler söylemek,
  • isimler takmak,
  • korkutmak,
  • yeterli para vermemek,
  • arkadaşlarını görmesini engellemek,
  • yapmak istemediği işlere zorlamak,
  • yalnız bırakmak, suça yöneltmek,
  • reddetmek, sevgiden yoksun bırakmak,
  • sürekli eleştirmek,
  • tehdit,
  • terk etmekle korkutmak
  • duygusal ihtiyaçlarını karşılamamak,

gibi birçok durum duygusal şiddete girmektedir.

Aile içinde duygusal şiddete maruz kalan çocukta duraklama, engelleme, gerileme oluşturan davranışlar oluşabilmektedir. Çocuğun olumlu yönde gelişimine ket vuran ve fiziksel şiddeti içermeyen davranışlar da duygusal şiddet kapsamına girmektedir. Burada unutulmaması gereken önemli bir durumda, duygusal şiddetin etkileri, fiziksel şiddetin etkilerinden daha geç iyileşmesidir.

Sözel Şiddetin Çocuk Üzerindeki Etkileri

Söz ve hareketlerin, karşı taraf üzerinde sindirme, baskı ve korkutma amacıyla cezalandırma ve kontrol kurma aracı olarak kullanılması sözel şiddet olarak tanımlanmaktadır. Çocuğa yönelik olarak güven sarsıcı nitelikte ağır hakaretleri içerebilmektedir. Duygusal şiddetle iç içe geçebilmekle beraber aralarında bazı farklar da vardır. Sözel şiddette, hakaretler ve davranışların sözel ifadesi ön plandadır. Genelde öfke kontrolünün sağlanamaması sonucunda ani parlamaların etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Sözel şiddet gören çocukta;

  • özgüven eksikliği,
  • tedirginlik,
  • sinirlilik,
  • korku,
  • depresyon,
  • içe kapanma,
  • isteksizlik ve ümitsizlik

gibi birçok ruhsal problem görülebilmektedir.

Aile İçi Şiddet Sonrasında Çocuklarda Görülen Problemler

Aile İçi Şiddet Mağduru Çocuğun Bireysel Sorunları

Ailedeki ilişkiler sisteminin bozuk olması, anne-baba ilişkilerindeki kopukluk, çocuklara yönelik şiddet, gelecekte bir yetişkin olarak çeşitli toplumsal rol ve işlevler üstlenecek çocukların, psiko-sosyal açıdan sağlıklarını olumsuz etkilemektedir. Sapma davranışları olarak nitelendirilebilecek çeşitli davranışların sağlıksız aile ortamında yetişmiş bireylerce daha sıklıkla gösterildiği bilinmektedir. Aile içindeki şiddetin çocuklar üzerindeki en büyük etkisi, çocukların ailede işlerin böyle yürüdüğüne inanmalarıdır. Şiddet içeren evlerde büyüyen gençler, madde kullanımı, intihar ve evden kaçmalar açısından büyük risk altındadırlar.

Çocukların hayatında şiddet sadece sağlığını değil, ruhsal açıdan da gelişimlerini etkilemektedir. Bunlar;

  • sosyal uyum sorunları,
  • anti-sosyal davranışlar,
  • okul devamlılığında azalma,
  • dikkat eksikliği,
  • okul başarısında düşüş,
  • başkalarına şiddet gösterme,
  • düşük benlik saygısı,
  • güvensizlik,
  • okula gitmekten kaçınma,
  • yeme bozuklukları,
  • sağlık problemleri,
  • madde bağımlılığı,
  • intihar girişimi,
  • huzursuzluk,
  • depresyon,
  • hatalı cinsel seçimler,
  • kendine zarar verme,
  • suç işleme ve hatta ölüm

ile sonuçlanabilmektedir.

Annenin fiziksel veya cinsel şiddet yaşamasına tanıklık eden çocuklarda görülen davranış sorunları arasında sık sık kâbus görme, yatağını ıslatma, çekingen-içe kapanık olma, anneye-diğer çocuklara karşı saldırgan olma ve hırçınlaşarak ağlama olarak kendini göstermektedir . (Tezcan ve ark. 2010)

Aile İçi Şiddet Mağduru Çocuğun Sosyal Sorunları

Sevgi ve saygıya dayalı bir aile ortamı içinde yaşayan gençlerin kendini kabul düzeyi daha yüksektir. Sosyal ilişkilerinde başarılı, bağımsız bireyler olarak görülürler. Reddedilen, gereksinimleri karşılanmayan, kısıtlanan gençlerin ise içine kapanıktır. Kendilerine fiziksel zarar veren, çevresine saldırganca davranan bireyler olarak topluma kendilerini yansıtırlar.

Çocuklar şiddet uygulayan ebeveynlerini model aldıklarından dolayı, onları taklit ederler. Aile içi şiddet, çocukların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Aile içi şiddete tanık olan veya şiddete uğrayan çocuklarda;

  • anksiyete,
  • depresyon,
  • öğrenme güçlüğü,
  • duygu ve davranış bozuklukları,
  • kendilerinin de şiddet uygulaması,
  • okul başarısızlığı,
  • post-travmatik stres bozukluğu,
  • somatik yakınmalar,
  • anti-sosyal davranış,
  • fobi,
  • uyum bozuklukları ve içe kapanma

gibi sorunlar görülmektedir.

Destekleyici olmayan ebeveyn tepkisi çocukta sürekli olumsuz duyguların ifade edilmesine, başarısız baş etme becerilerine ve düşük sosyal becerilere yol açabilmektedir.

Özetle; aile içi şiddetin çocuğa birçok fiziksel ve ruhsal etkileri bulunmaktadır. Aile içi şiddete maruz kalan çocuklara, şiddetin ortaya çıkardığı etkilerle baş etmek için psikolojik destek sağlanması büyük bir önem taşımaktadır.

Bu konular hakkında detaylı bilgi almak için Şişli Terapi Enstitüsü’ne 0552 347 00 20 ulaşabilirsiniz.

BEŞİKTAŞ/ BALMUMCU

*Bu İnternet Sitesi ve örn., okuduğunuz, dinlediğiniz veya gördüğünüz her türlü içeriği yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şişli Terapi Enstitüsü, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgilerin doğru ve güncel olması konusunda büyük bir özen göstermektedir. Ancak; İnternet Sitesi veya içeriği ile ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Yani hususi olarak; İnternet Sitesi ve sunulan bilgilerin veya bağlantı verdiği içeriklerin kesinliği, eksiksizliği, yasalara uygunluğu, güncelliği, kullanılabilirliği veya doğruluğu ile ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmemektedir.

*Şişli Terapi Enstitüsü, İnternet Sitesinde yer alan eskimiş bilgileri kaldırmakla veya güncellemekle veya düzeltmekle yükümlü değildir. Şişli Terapi Enstitüsü ayrıca, bu İnternet Sitesinde yer alan bilgileri dilediği vakit, önceden bildirmeksizin, düzeltme, genişletme veya herhangi diğer bir şekilde yeniden düzenleme hakkını saklı tutmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Ara

Sosyal Medyalarımız

Şişli Terapi Enstitüsü

Şişli Terapi Enstitüsü olarak insan yavrusunun sahip olduğu büyük potansiyele ve bu potansiyelin önündeki engellerin farkında olarak bireylere psikolojik destek sunmayı amaçlamaktayız.